Monthly Archives: Mart 2014

carsi

Çarşı Nedir?

Çarşı kapalının ortasında sıralanan bir grup değildir.

Çarşı, yüreğinde Beşiktaş aşkını hisseden herkestir.

Çarşı bir ruhtur.

Çarşı, New York’da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir, Prag’da duvara yazılmış bir yazıdır, Erzincan’da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, Adana’da bir derneğin duvarlarına boyanmış siyahla beyazdır.

Bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal BEŞİKTAŞ formasındadır Çarşı.

Zonguldak’ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan “Maç kaç kaç?” sorusundadır Çarşı.

“TEK ADAM, ATAM” ya da “Bir Pankartta Verhaugen’e Aç Avrupa Şampiyonu Ol Fener” diyen zekadır.

Cezası gereği boş kalmış tribünlere “RUHUMUZ YETER” yazan yüreklerdir.

carsi4

“Erkek Adam Renkli Takım Tutmaz” deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir.

2 kilometre bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.

S.Bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta, boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek KARA KARTALLARINI seyreden nine’dir.

Tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür.

Her savaşa karşı duran insanların yanındaki ruhtur.

Mitinglerde “BEŞİKTAŞLIYIZ, SAVAŞA KARŞIYIZ” tezahüratlarında, Tribün’de “Savaşa HAYIR” pankartlarıyla tepkisini koyandır.

savasakarsi3

Omuz omuza zıplayıp “Beşiktaş’ım benim biricik sevgilim” diye gözünde yaş, gırtlağını yırtan Solcusudur, Sağcısıdır, Ateistidir, Hacısıdır, Müslümanıdır, Ermenisidir, Yahudisidir, Hristiyanıdır.

“Siyah Beyaz – Ölüm Yaşam” diyen felsefedir.

Sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.

Nazım Hikmet’in “ASLOLAN HAYATTIR”ına tribünlerin Hacı Babasıyla “HAYATTA BEŞİKTAŞ” diye ölümsüzleştirenlerdir.

“Çarşı, MUSTAFA KEMAL hariç herkese, hatta kendile bile karşı!” diyen aykırılıktır.

Tribüne boydan boya “Ölüm Ne Zaman ve Nereden Gelirse Gelsin; Mezarıma Siyah Beyaz Güller Atılacaksa, Mezar Taşıma BEŞİKTAŞ Yazılacaksa, Böyle Ölüm Hoş Gelsin Sefa Gelsin…” yazan ölümsüz sevgidir.

Çarşı ruhu BEŞİKTAŞ‘ının uslanmaz asi ruhudur, BEŞİKTAŞ‘ını taparcasına seven çılgın aşığıdır.

carsi3

Çarşı Ruhunun Ortaya Çıkardığı Bazı Olaylar

Barcelona’nın Kamerunlu oyuncusu Samuel Eto’ya La Liga’da hemen her maçta yapılan ırkçı tezahüratlar nedeniyle “Çarşı ırkçılığa karşı – Hepimiz Eto’yuz” pankartları ile destek vermişlerdir.

carsi2

1995-1997 yıllarında “Forza Beşiktaş” adında hiç bir yayın grubuna bağlı olmadan bir fanzin tarzında haftalık dergi çıkarmıştır. Bu dergi sadece bir spor kulübünün taraftarlari tarafından hazırlanıp, yayınlanan ilk süreli yayın olmuştur.

2005/2006 sezonunda bazı maçlardan önce açtıkları “Çarşı Nükleer Santrallere Karşı” yazılı pankartlarla dikkat çekmiş ve 2006/2007 sezonunda İnönü Stadyumu’nda oynanan Galatasaray derbisinde ise Greenpeace örgütü ile birlikte “Nükleersiz Türkiye” yazılı bir pankartla gösteri yapmışlardır.

2007 yılında kuruluşunun 25. yılını kutlayan Çarşı, bu sebeple düzenleyeceği etkinliklere Kızılay’a topluca kan bağışında bulunarak başlamıştır. 21 Nisan 2007 günü oynanan lig maçı öncesi Beşiktaş’ta kurulan çadırlarda 250’den fazla kişi kan vermiştir.

25. yılın anısına düzenlenen bir başka sosyal etkinlik ise “Hediyeni kap, Minitürk’e gel” sloganı ile 25 Nisan 2007’de kimsesiz çocuklara oyuncak ve kırtasiye dağıtılan organizasyon olmuştur.

oyuncak

Çarşı Grubu medyada pek çok kere özel programlar ve haberlerde yer almıştır. Mehmet Ali Birand’ın sunduğu haber programı 32. Gün Çarşı için özel bir program yapmıştır. Haber Dergisi Nokta’nın 4 Ocak 2007 sayılı nüshasına kapak olmuştur. 19 Aralık 2006 günü İletişim Yayınları “Çarşı Neye Karşı” adıyla bir konferans düzenlemiştir. Popülerliği ve söylemleri ile TV dizilerinde de yer bulmuştur.

Grubun öncülüğünde Beşiktaş taraftarı, 27 Ekim 2011 tarihindeki Beşiktaş-Fenerbahçe maçının bitiminde atkılarını sahaya atarak Van’daki depremzedelere yardımda bulunmuştur.

van2

İl trafik kodu 65 olan Van için 20 Kasım 2011 tarihindeki Beşiktaş – Galatasaray maçının 65. dakikasında üstlerini çıkararak soğukla mücadele eden depremzedelerin durumuna dikkat çekmiştir.

van

Gezi Parkı Direnişi kapsamında Beşiktaş İnönü Stadı yıkımında kullanılan ekskavatörü kullanarak TOMA’ları geri püskürtmüşlerdir. Ekskavatör’e “POMA, (Polis Olaylarına Müdahale Aracı)” adını vermişlerdir.

ABD spor taraftarları tarafından yapılan oylamada, Beşiktaş’ın 2007 yılında Liverpool’u 2-1 yendiği mücadelede yaptığı gösteriyle tüm zamanların en iyi taraftar grubu seçilmiştir.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin 2012 Yılı Empati Ödülünü, “Van Üşüyor” sloganıyla depremzedelere destek vererek almıştır.

karakartal

Neden “Kara Kartal”?

Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-1941 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoylu’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezonun genelinde olduğu gibi, Beşiktaş yine başarılı bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”… Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek, mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.

Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 gol ve kaptan Hakkı Yeten’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.

Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur.

kurulus

Beşiktaş’ın Kuruluşu

1902 yılının sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi’nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın oğulları Mehmet Şamil Şhaplı ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, boks, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti.

1903 yılı Mart ayında ise özel bir izinle “Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü” kuruldu. Mehmet Şamil Şhaplı ilk başkan olarak seçildi Hüseyin Bereket ise ilk genel sekreter olarak seçildi.

“Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü” ismi Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın dedesi olan Mirzaiko Bereket Bey’den ve babası Bereketiko Hasan Bey’den gelmektedir. Çerkeslerin Ubıh boyundan olan Şhaplı Osman Ferit Paşa 1870 lerin sonunda Beşiktaş Serencebey yokuşundaki ünlü konağını satın almıştır, bu konak; Mehmet Fetgeri Şoenu, Zübeydet Şhaplı, Şamil Şhaplı, Ahmet Fetgeri Aşeri (Şoenu), İsmail Ziya Bersis gibi bazı gençlerin yetiştiği bir kültür ocağı olmuştur. Beşiktaş Bereket jimnastik kulübü (Bugünkü adı ile Beşiktaş Jimnastik Kulübü) işte bu konakta kurulmuştur.

O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek, hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit’in adamları Serencebey’de ki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Bu arada isimlerini “Osmanlı Beşiktaş Terbiye-i Bedeniye Mektebi” olarak değiştirdiler. Saray çevresinden Şehzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı.

1908’de Meşrutiyet’in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909’daki siyasi olaylardan sonra Edirne’de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul’a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey’de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur’daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü’nün adı “Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü” olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey’in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.

Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey’in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150’ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur’dan Akaretler’de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler’de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası hâline getirildi.

logolar

Beşiktaş’ın Amblemi

Beşiktaş Amblem’indeki beyaz çizgilerin her biri 1‘i, 3 siyah çizgi ise 3‘ü simgelemektedir. Amblem 9 bölümden oluşmaktadır ve bu dört numara yanyana geldiğinde, 1319’u oluşturmaktadır. 1319, Rumi Takvimde 1903’e eşittir. Amblemdeki Türk Bayrağı ise Türkiye Futbol Federasyonu’nun hediyesidir. Beşiktaş, ilk tescil edilen kulüp olması nedeniyle, armasında Ay-Yıldız taşıma hakkına sahiptir. Başka hiçbir Türk kulübünün böyle bir hakkı yoktur.

Aynı zamanda 2013 yılı Haziran ayında kulübün tüzüğünde yapılan değişiklikle: “…armasının (rozetin) üzerine kanatları açık haldeki kartal şekli olan tescilli markasını da ikinci bir arma (rozet) olarak kullanabilir.” fıkrasını ekleyerek, Kartal logolu amblemi de resmi arma olarak kullanabilecektir.

renkler

Beşiktaş’ın Renkleri

Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı – beyaz olduğu, Balkan Savaşı’nın kaybedilmesinin ardından ölenlerin yası amacıyla siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili birçok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerin her zaman siyah – beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli sırasında yapılan araştırmalar bu tartışmalara noktayı koymuştur.

Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz…

Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1903” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. arka yüzünde İstanbul’da yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Kulübün Onursal Başkanı Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir.